TOPTANCI ZİHNİYETLERDEN KURTULMAK GEREK

20140627_205533Ayhan Ongun’un hazırlayıp sunduğu, Kent TV ekranlarının vazgeçilmez programı Açık Görüş de bu hafta yine hararetli tartışmalar yaşandı.

12 Eylül duruşması, Balyoz tahliyeleri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve mecliste görüşülen çözüm süreci yargı paketinin konuşulduğu programa konuk olarak Av. Ergin Cinmen, Şakir Saat, Durmuş Ali Öztürk ve Adil Ülgen katıldılar.

Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan 12 Eylül davasına ilişkin görüşlerini açıklayan Av. Ergin Cinmen” Bu davanın önemsizleştirilmesinin doğru olmadığını, demokratikleşme sürecinde darbe zihniyetinin mahkum edilmesi anlamında önemli bir dönemeç olduğunu, ancak asıl sorumluların Bülent Ulusu hükümetinde görev alanlar ve Danışma meclisi üyeleri olduğunu” söyledi.

Şakir Saat ise; 12 Eylülü yapanlarla hesaplaşılması adına bu davayı önemsediğini, devrimci, demokrat insanların mücadelesi sonucunda bu davanın açıldığını, aksi halde referandumda yüksek bir oy alınmasa siyasi iradenin ve yargının bu davada çok zorlanacağını iddia etti.

Adil ülgen; “ben bu davada doğrudan tarafım, savcılığa bireysel suç duyurusunda bulundum. Darbelerle ve rejimle yüzleşilmelidir, Bence doğrusu yapıldı. Kısa sürede bitmesi de olumlu yanıdır.” Diyerek kemalizmin artık miadını doldurduğunu söyledi.

12 Eylülü yargılamak için referanduma gerek yoktu diyen Durmuş Ali Öztürk’ de her şeye rağmen yargılanan iki generalin rütbelerinin sökülmesini önemli bulduğunu söyledi.

Balyoz tahliyelerinin, barış sürecine katkısı olacağını ifade eden konuşmacılar, dava sürecide zorlama belgelerle, davanın sulandırıldığını, kurunun yanında yaşın da yanması gibi yanlış ve haksız uygulamalar yapıldığını söylediler.

Aynı şekilde, tahliye kararının beraat anlamına gelmediği, hak ihlalinden kaynaklı olarak yeniden yargılama yapılacağını söyleyen Av. Ergin Cinmen;” umarız adil bir yargılama sürecinin sonunda gerçek sorumlular ortaya çıkarılır. Dedi.

Bu konuda görüşlerini açıklayan Şakir Saat ise, “kim ne derse desin, ortada bir darbe planı ve teşebbüsü vardır ve yeniden yargılama neticesinde darbeciler açığa çıkmalı ki, bir daha önüne gelen darbe yapmaya kalkmasın.” Dedi.

!2 Eylülün toplum üzerinde çok büyük bir travma yarattığına vurgu yapan Adil Ülgen, “asıl sorunun sistem sorunu olduğunu, eğer referandum yapılmasaydı hükümet vesayet sistemiyle kararlı biçimde mücadele etmekte zorlanabilirdi.” Diyerek 12 Eylül paşalarının isimlerinin de caddelerden, okullardan kaldırılmasını istedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik konuşmasında Durmuş Ali öztürk özetle şunları söyledi:

“Ülkemiz için Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı bir felaket olur. Bu nedenle mutlaka engellenmesi gerekir. Çatı aday olarak Ekmelettin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesini doğru buluyorum. Aksi halde Erdoğan’ın seçilmesi demek, başkanlık sitemine geçiş anlamına gelecektir.”

Av. Ergin Cinmen de” ilk kez bir konuda MHP nin tercihlerini dikkate alıyor olmanın sıkıntısını yaşıyorum ama Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmaması gerektiğine inandığım için çatı adayına karşı çıkamıyorum.” Dedi.

Şakir Saat ise konuşmasında “12 Eylül anayasası yürürlükte durduğu sürece, diğer tüm konuların anlamını yitirdiğini, topluma salt Erdoğan olmasın diye böyle bir dayatma yapılmasının doğru olmadığını, adayların ülkenin geleceğine ilişkin, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler konusunda neler önerdiğini” öğrendikten sonra karar verilmesinin doğru olacağını.” Söyledi.

Son konuşmacı Adil Ülgen;” Erdoğan’ a ve AK Partiye muhalefet yapıyor olmak adına onun gibi muhafazakar bir aday çıkarmak bir anlamda muhalefetin çaresizliğidir. Çatı adayına destek arayanların ideolojik bir duruşu olmadığı gibi, ilkesiz bir tutum ve bu zihniyetin iflası demektir.” Dedi.

Programın kapanışında konuşmaları özetleyen Ayhan Ongun;

“!2 Eylülün iki yaşlı paşanın yargılanmasıyla sonuçlanması kamuoyunu tatmin etmez. 12 Eylülü yapanların, sorumluluğu olanların hepsinin hesap vermesi gerekir ama bütün bunlardan daha önemlisi 12 Eylül anayasasının ortadan kaldırılması, yerine yeni, sivil, çağdaş bir anayasa yapılmasıdır. Uzun tutukluluk süreleri nedeniyle mağdur olanların tahliyeleri olumlu bir gelişmedir ancak KCK tutuklularının bu durumdan yararlandırılmaması toplum vicdanını yaralar. Bu haksız uygulamalar biran önce düzeltilmeli, çifte standart uygulamalara son verilmelidir.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ilk kez halkın oyuyla yapılıyor olması anlamında elbette önemlidir ama yine eskiden olduğu gibi toplumu korkularıyla yönetme alışkanlığından vazgeçmek gerekir. Erdoğan’ın seçilmesini istemeyebilirsiniz ama seçilirse de dünyanın sonu olmayacaktır. Kaldı ki büyük sermayenin en önemli temsilcisi Aydın Doğan’ın adaylık teklif ettiği bir kişiyi halkın adayı diye topluma sunmak pek de samimi görünmüyor. Bence önemli olan siyasette önemli bir eksiklik olan muhalefet boşluğunun doldurulmasıdır. Cumhurbaşkanlığını kazanmak yerine halkın çoğunluğunu kazanmak için mücadele etmektir.