MUTLU YILLAR FAŞİZM

28 Aralık gecesi saat 21.30… Uludere’nin Ortasu köyünde, beyaz karlar üstünden kanlı su akıyordu. Akan, canları pahasına bir avuç ekmek için kaçağa çıkmış 36 masum köylünün kanıydı. “İnsansız Hava Uçakları” toplu bir hareket sezmiş. Sonrası malum. Adı üzerinde “İnsansız…” İnsanlık beklemek, ekmek derdinin ne olduğunu anlatmak mümkün değil. Duygusu, ruhu, aklı yok bu araçların. Tıpkı üretenleri, kullananları gibi sahibine çekmiş araçlar. Hani mahalle, sokak aralarında küçük köpekler vardır. Yabancı birisi girdiğinde bunlar gürültüyü çıkarırlar. Azılı, büyük köpekler ise gerçek saldırıyı düzenlerler. Bu insansızlar ile F-16’lar arasında da böyle bir işbölümü var sanırım. Ancak mahalle ve sokak köpeklerinin işbölümü daha insancıl. Çünkü saldırdıklarının kendisini savunma şansı var. Peki üzerine gökyüzünden kimyasal yağan kaçakçının böyle bir şansı olabilir mi? Zaten buna karşı koyabilme kudreti olsa ne işi var kaçakta, can pazarında?

Gece ölüme yazılı geceden, Türkiye’nin 8 saat sonra haberi oluyor. Hükümet ise nerede ise katliamın üzerinden gün devrildikten sonra bir zahmet açıklaması yapıyor. İletişim çağı bir yerlerde kablolar ve elektro manyetik dalgalar arasında tıkandığı gibi, her zaman duruma hakim Devlet-i Aliyye’de kış uyuşukluğunda… İşi vardı büyük patronun. Analar ağıtlar yakarken; henüz kanları damardan tükenmemiş evlatların üzerine kapanıp, kendileri bir Hollywood yıldızını ağırlamaktaydı. İlk sessizliği Genelkurmay bozdu. Beyaz karların rengini kan kırmızısına çaldığı bölgede PKK’lılar da dolanıyormuş. Birileri sorabilir: İnkar siyasetinin mağduru olan bölgede PKK’nın ayak basmadığı tek karış toprak parçası kalmış mıdır? O zaman her yer benzeri kaderle buluşabilir. TBMM’nin Anayasa Komisyonu Başkanı ve ülkeye “Demokratik Anayasa” hazırlayacak olan uzman-kurmay Burhan Kuzu ise “Terörle mücadelede böyle tatsız vakaların olableceğini, bununda doğal olduğunu ayrıca bundan sonrada benzerlerinin yaşanabileceğini” ifadelendirdi. Kendisi siyasi-rehabilitasyon üstadı adeta ve halkı bundan sonrakilere psikolojik olarak hazırlamaktadır. Efendim, “Solistler geçidi” bitmedi. Avrupa Birliği üstadı Egemen Bağış’sız ne düğün olur ne de cenaze. Hazret şöyle buyuruyor: “Suçlu aramak, tahribat yerine tahkikat yapmak gerek. Aslında kaçak sigara olayını da masaya yatırmak gerektiğini düşünüyorum. Sigaradaki bazı vergileri gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum.” Bu acı olaydan tatlı bir sonuç çıkararak sigara tiryakilerine de bir müjde veriyor sanırım Egemen Bağış. Egemen’i kim ne kadar bağışlar? O da AB kriterlerinin belirleyeceği bir mevzu olmasa gerek.

İktidar ortak aklını, açıklamasını Hüseyin Çelik gibi bir irade ile zikretti. Operasyon kazasıymış, nahoşmuş, üzülmüşler… AKP literatüre çok zenginlik katmıştır. “Operasyon kazası” tanımlaması, askeri çevreler denli siyaset bilimciler tarafından da mercek altına alınacağa benzer. AKP’nin işbaşında oluşu kendi başına bir kaza mı? O ayrı bir tartışmanın konusu. Ancak AKP’nin iktidarda olduğu sürece bu memleketin altta kalanları kazalar sonucu ömür tüketiyor. AKP iktidarları boyunca 10.500 civarında emekçi iş kazası sonucu öl(dürül)müştür. AKP iktidarında kadın cinayetlerinde (Pardon kazalarında) yüzde bin dört yüz artış olmuştur. AKP iktidarında kaza sonucu ÖSYM, KPSS sorularının yanıtları, bazı mümin öğrencilerin eline sınav öncesinde geçmiştir. Bu da “Sınav kazası”. AKP iktidarında Hrant’ın tetikçisi, Ogün Samats’ın yaşı küçültülerek bebe mahkemesinde yargılanması sağlanmıştır. Bu da “Kemik yaşı kazası.” Yine kazada istikrarlı iktidar döneminde 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki N.Ç. davasında “N.Ç. 26 kişiye karşı koymadığı ve rızasıyla bunu yaptığı” gerekçesiyle sanıklar lehine “Tecavüz kazası” yaşandı. Van depremi ve sonrası “Deprem kazaları” (Soğuktan, açlıktan, yangından…) sonucu yaşamlarını yitirenler…  “Doğal gaz kazaları” da doğal seyri içinde istikrarını bozmadı.

Yeni yılın arifesindeyiz. Uludere’de mezar taşları Operasyon Kazası’na yazılan 36 yoksul kaçakçı 2012’den gün alamayacaklar. Yakınları, anaları, babaları da 2012’ye Hüseyin Çelik’in ifadesi ile “Nahoş” bir başlangıç yapacaklar. Ama ne yapalım kaza bu. Önüne geçilmez takdir-i ilahi yani. Ulu iktidarın sahipleri, Uludere’deki kaza, nahoş hadise yeni yıl keyfinizi bozmasın. AKP’den medet uman, açılım bekleyen, aday olan “Kürt siyasetçiler” sizler de vicdanınızı rahat tutun. Size de “Mutlu yıllar.” Referandumda “Askeri vesayet kalkacak, sivil idare gelecek” diyen “Yetmez ama evetçiler”, sizler de renkli kartondan şapkalarınızı şimdiden takın, konfetilerinizi hazır tutun yılbaşında…  Okyanus ötesinin ahir zaman peygamberi Hoca Efendi sana da Happy Christmas… Sakın yılbaşında kazadan etkilenip yılbaşında elaleme karşı cemaatin itibarını ve imajını olumsuz etkileme. Kazadır olur, kader işte… Hepinize mutlu yıllar, iyi eğlenceler beyler beyzadeler. Sizler AKP’nin geçireceği kazaya hazırlık yapan münafıklardan etkilenmeyin… Yılbaşı gecesi tadınızı kaçırmayın.

Ayhan KARAHAN      ayhankarahan@gmail.com