Yıllar baharın ellerine gülümseyen rüya…

Yıl sonuna yaklaşıyor gene takvim kendinden emin.   Bir yılı daha bitirecek olmanın heyecanı sarmış nemli kirpiklerini zamanın. Güç   zamanı şimdi Aralık…
Güçlü olmalı insan; zeytin ağacının tek bir kökle toprağı kavradığı ve hayata direndiği kadar güçlü ve dik. Kararlı olmalı insan ve bunun arkasında durmalı; ne istediğini de tam bilerek çelişkisiz, fırtınaların estiği iç dünyasının gelgitleriyle baş edecek kadar kararlı. Severse özünden sevmeli; her an her saniye hissederek benliğini yakan aşk ateşini… Bakalım daha hangi yeni yıllar karşılayacak iç benliğimize susamış yüreğimizi, yüreklerimiz hasretken bahar coşkusuna sitemsiz.

Dalgaları zamanın, pencereden içeriye dolan sesi getirir düşlerimize denizin en uzak noktasından. Rüzgarın sesini taşıyan tını gibi geçmişimiz. Tarihin acımasızlığına dem vuran hayat, artık bilinmez oyunlarını at, bir kenara at.

Yaz bitti, ve sonbahar…Geceler sıcak melteme eşlik etti kıyı boyları melodisinde, gündüz yakıcı nefesini üfürdü bedenlere. Yıldızlar her gece gizlice göz kırptı dolunaya, dolunay sahte yeryüzünün acımasızlığını kustu her şafakta. Bir yerlerde gözyaşları içten içe devam etti, bir yerlerde doğanın denge oyunu.  Ve bir yıl daha tüm duyguların iç içe yaşanmasıyla bitti. Bazen hüzünlü, bazen gülümseyerek. Ve mutlak biraz gururda yerini  aldı en uç noktasında gecenin.

Gece baharın ellerine gülümseyen rüya oldu
Bir gülen, bir üşüyen bahar çiçeği saçları zamanın.
Karanlığa ışıldayan direnç gelecek hayallerin sonsuz umudu.
Hayalsizliğin kapılarını zorlayan kısa bir soluk yalnızlığın.

Bizden aldıkları ve bize kattıklarıyla sürüklensin bakalım kendi akıntısında zaman. Haydi, hala hayallerimizin peşinde yaşamaya devam edelim arsız çocuklarcasına geçen yıllara aldırmadan. Ki bir an; anımsanacak sadece geride kalan, kendimizle gülümseyerek yaşanan o zaman.

Yıl sonuna yaklaşıyor gene takvim kendinden emin. Bir yılı daha bitirecek olmanın heyecanı sarmış nemli kirpiklerini zamanın. Güç zamanı şimdi Aralık…

Güçlü olmalı insan; zeytin ağacının tek bir kökle toprağı kavradığı ve hayata direndiği kadar güçlü ve dik. Kararlı olmalı insan ve bunun arkasında durmalı; ne istediğini de tam bilerek çelişkisiz, fırtınaların estiği iç dünyasının gelgitleriyle baş edecek kadar kararlı. Severse özünden sevmeli; her an her saniye hissederek benliğini yakan aşk ateşini… Bakalım daha hangi yeni yıllar karşılayacak iç benliğimize susamış yüreğimizi, yüreklerimiz hasretken bahar coşkusuna sitemsiz.

Dalgaları zamanın, pencereden içeriye dolan sesi getirir düşlerimize denizin en uzak noktasından. Rüzgarın sesini taşıyan tını gibi geçmişimiz. Tarihin acımasızlığına dem vuran hayat, artık bilinmez oyunlarını at, bir kenara at.

Yaz bitti, ve sonbahar…Geceler sıcak melteme eşlik etti kıyı boyları melodisinde, gündüz yakıcı nefesini üfürdü bedenlere. Yıldızlar her gece gizlice göz kırptı dolunaya, dolunay sahte yeryüzünün acımasızlığını kustu her şafakta. Bir yerlerde gözyaşları içten içe devam etti, bir yerlerde doğanın denge oyunu. Ve bir yıl daha tüm duyguların iç içe yaşanmasıyla bitti. Bazen hüzünlü, bazen gülümseyerek. Ve mutlak biraz gururda yerini aldı en uç noktasında gecenin.

Gece baharın ellerine gülümseyen rüya oldu

Bir gülen, bir üşüyen bahar çiçeği saçları zamanın.

Karanlığa ışıldayan direnç gelecek hayallerin sonsuz umudu.

Hayalsizliğin kapılarını zorlayan kısa bir soluk yalnızlığın.

Bizden aldıkları ve bize kattıklarıyla sürüklensin bakalım kendi akıntısında zaman. Haydi, hala hayallerimizin peşinde yaşamaya devam edelim arsız çocuklarcasına geçen yıllara aldırmadan. Ki bir an; anımsanacak sadece geride kalan, kendimizle gülümseyerek yaşanan o zaman.