KADINA ŞİDDETE HAYIR

Önce 1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım , “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından “25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele” günü ilan edilir.1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe,karşı; kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar.

Bu kapsamda Bodrum Cumhuriyet Kadınları Derneği Halikarnas, Turgutreis ve Yalıkavak Şubeleri’nin ortaklaşa tertiplediği, Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı Dr. Bedriye Gürkan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve vatandaşların katılımıyla düzenlenen basın açıklaması ve eylemi Bodrum Belediye meydanında düzenlendi.

Bodrum Cumhuriyet Kadınları Derneği şubeleri üyelerinin ortaklaşa hazırladıkları “Analardır adam eden adamı, Analara kıymayın efendiler”, “Kadınlar olmadan asla, ne Demokrasi, ne cumhuriyet, ne laiklik”, “Laiklik kadın haklarının güvencesidir” yazılı pankartlarla basın açıklaması yaptı.

Bodrum Cumhuriyet Kadınları Derneği Turgutreis Şubesi Başkanı Funda akçalı’nın okuduğu üç şubenin ortak düzenlediği “Kadına Yönelik Şiddet Sürdükçe Demokrasi Gelemez” başlıklı basın açıklamasında şunlara yer verildi;

“25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo Diktatörlüğüne karşı “Sosyal Değişim Hareketi” içinde demokrasi mücadelesi verirken, iktidar güçlerince katledilen Mirabel kardeşlerin anısı, özgürlük ve insan hakları için verdikleri mücadele dünyada ve Türkiye’de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir sembol haline geldi. 1999 yılında birleşmiş milletler 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak benimsenmesini karar altına aldı.

Gelişen kadın hareketine ve insan hakları savunucularına rağmen dünya devletleri ve toplumları kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması konusunda başarısız kaldılar. Dünyada her 3 kadından biri bugün şiddetin değişik biçimlerine maruz kalmaktadır. Türkiye’de bu oran çok daha yüksektir.

Haber bültenlerinde her gün birden çok kadının öldürülme haberlerinin yer aldığı kadına yönelik şiddetin doruğa çıktığı günümüzde, Avrupa konseyi nihayet “Kadına Yönelik Şiddetin Bir İnsan Hakkı İhlali “ olduğunu kabul etti. İstanbul’da imzalandığı için “İstanbul Sözleşmesi” diye anılmakta olan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev içi şiddetin önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” nin ilk imzacıları yer alıyoruz.

Bu sözleşmenin imzalanması önemli bir adım gibi gözükse de, ülkemizde kadın haklarının ve kadına yönelik şiddet düzeyinin öncelikle saptanması ve bu noktadan hareketle atılacak adımların var olan somut durumu ileriye taşıyacak bir nitelik göstermesi gerekir. Bie devlet kurumu olan ve bugün yok edilmeye çalışılan kadının statüsü Genel Müdürlüğü’nün 2011 verilerine göre;

-Kadınların % 41.9’u fiziksel şiddet, % 43.9’u duygusal şiddet görüyor.

-Şiddet mağdurlarının % 48.5’i gördüğü şiddeti anlatmıyor.

-Şiddet mağdurlarının % 37.6’sı intiharı düşünmüş.

İşte bu yüzden böyle bir tablo karşısında hepimize sorumluluk düşüyor. Harekete geçerek sorunların bir ucundan tutmaya başlamak zorundayız.

“Kadından Sorumlu Bakanlık” ihdas edemeyen, kadın sorununu aile içi soruna indirgeyen anlayışlarla kadının şiddetten korunamayacağı açıktır. Türkiye’de kadın cinayetleri son 7 yılda % 1400 oranında artmıştır. Kadına yönelik şiddetin en ağır biçimi olan ölüm olayları kadın katliamlarına dönüşmüştür. İktidar başka ülkelerin içişlerine müdahale etmeyi bırakıp kendi ülkesindeki cinsler arası katliamları bir insan hakkı sorunu olarak ele almalıdır. Bütün kadınlar için eşitlik mücadelesi verecek kadın bakanlığı oluşturulmalıdır. İstanbul sözleşmesi ışında yasal düzenlemeler gözden geçirilmelidir.

Yaşamak en temel haktır. Kaliteli bir yaşam ise demokrasi ve özgürlüğün herkes için var olduğu ve eşit kullanılabildiği ortamlarda olanaklıdır.”

Basın bildirisinin okunmasının ardından topluluk Cevat Şakir caddesi Askerlik Şubesi önünü geçerek, yol kenarında tek sıra halinde el ele tutuşup yoldan geçen araçlara ellerindeki pankartları gösterdiler. Bazı kadınlar “Olmaz de ! Dur de! Kadına Şiddeti Engelle” ve açıklama yazılı el broşürlerine araçlara dağıttılar.

Tekrar Belediye Meydanında toplanan grup buradan sorunsuz bir şekilde dağıldı.